Neden kimse kimseyi umursamıyor?

Img
Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Tam dalmıştım sohbete, WhatsApp üzerinden yayın yönetmenimiz Aslı Çakır’la bu hafta gelen okur yorumları üzerinden bir sohbet açıldı ve akıcı gidiyordu. O sırada telefon çaldı. “Baba seni almaya geleceğim” dedi kızım. “Ben gelirim” dedim. “Yok baba, gelemezsin” dedi. “Neden yavrum, her gün geldiğim yol” dedim. “Yok baba, bekle, anlatırım gelince” dedi. “İyi” dedim, sohbetime döndüm. Bana gelen yorumları kopyalayıp atıyordum, karşılıklı bunlar üzerinden konuşuyorduk ve kapı çaldı. Hazırlanıp çıktık. Gideceğimiz yer maksimum 100 metre. Köşeyi dönünce; kızım “Baba
hazır mısın, engelli bir yürüyüş yapacağız” dedi. Evin önündeki inşaat çığırından çıkmış. Yolu, kaldırımı geçmiş, artık bizim bahçeye kadar girmiş. Bizim dediğim annemin bahçeye. Yani eve girmek için balerin olmanız gerekiyor.

Tam yaklaşırken kızım durdu, anlattı. Sonra da dedi ki:

“Baba sen bu yazma işini bırak bence. Sen yazdıkça daha da abartıyorlar. Yakında bizi çıkartıp kendileri oturacaklar burada.” Sonrasında “Sahi baba, kaç yıl oldu” diye devam etti bizim sohbet, balerin gibi bahçeden geçmeye çalışırken.

İçimden bir umutsuzluk kopmadı değil. Neden kimse kimseyi umursamaz? İşini istediği gibi halleder… Müteahhit yolu, kaldırımı kapatmış, üstüne bizim bahçe, garaj, nereyi boş bulduysa malzemesini doldurmuş. Umurunda bile değil. Buldum müteahhidi. “Bu yaptığın doğru mu” dedim. “Değil abi” dedi. “Peki, neden yapıyorsun” deyince cevap vermedi. Diyor ki: “Abi burası bitsin, kaldıracağım.” Sadece güldüm. Yaptığının suç olduğunu bilip yine de suçunu savunan insana
ne diyeyim! Demek ki herkes bilerek yapıyor dedim içimden. Genellemek iyi değildir ama beyin otomatik genelliyor. Üzgünüm. Demek ki herkes bilinçsizlikten
ya da bilmediğinden değil, bile isteye yapıyor ve kendisi rahat olsun, geri kalan ne olursa olsun deyip yaşıyor.

Eve dönüp sohbetime devam ettim Aslı’yla. Bir okurumuz “Artık bir kitap bekliyorum sizden” diye bir yorum atmış. Ben de bunu paylaştım. “Kitap değil de bir saatlik gösteri yapmak istiyorum” dedim. “Güzel bir fikir, biraz da
içine mizah katarsan” dedi. “Kara mizah üzerinden bir bir gösteri hep hayalimdi. Bu yazıları bir araya toplayıp tek kişilik, tek perdelik interaktif bir anlatım haline getirmek istiyorum” dedim. Çok cesaret verdi bana.

Bir de oynayalım…

“Tabii bu işin biraz da jest, mimik tarafı var. Bunların da çalışılması gerek” diye uzadı aramızdaki sohbet. Bir editör ve senarist eline ihtiyacım olduğundan bahsettim, o da “E köşenden bir duyur bakalım” dedi. Yani tekliflere açığım. Benimle çalışmak isteyen olursa buradayım. Konuştuk olmadı, yazdık olmadı, bir de oynayalım. Belki düzelir
kaldırımlarımız.

yok

Author: Ahmet Kurt