TBMM Araştırma Komisyonu İliç’te madene girdi: Kapasite üzeri üretim kuşkuları artıyor

Doğu Eroğlu

TBMM’de kurulan araştırma komisyonları, uzun süredir etkinliğini yitirmiş bir yöntem olarak görülüyor. Farklı partilerden milletvekillerinin, siyasi partiler arasındaki fay hatlarını aşıp kamusal fayda için birlikte çalışabilmesi, uzun süredir örneğine pek de rastlanmayan bir şey.

 İşletmeci ya da imalatçı şirketlerin önleyici tedbirleri kağıt üstünde aldığı, idareninse denetim yükümlülüklerini uygulamaktan imtina ettiği, depremler ya da maden faciaları gibi olaylarda, meclis komisyonlarının evrensel normlara uygun araştırma yürütmesini hayal etmek bile zor. Ne de olsa hem yerel ve merkezi idareciler hem de araştırmalara konu olan şirketler AKP’yle doğrudan ilişkili.

 Buna rağmen 14 Ekim 2022’de Bartın’daki maden faciası ardından kurulan araştırma komisyonunun ortaya koyduğu kısmen iyi örnek, TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu için de tamamen karamsar düşünmeyi engelliyor. Amasra’da Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) tarafından işletilen madendeki eksiklikleri yüzeysel de olsa tespit edebilmek az şey değil; ancak TTK bugün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı içinde dahi arkaik görülen bir yapı, dolayısıyla rejimin dokunulmaz kurumlarından biri değil. Ancak Çalık Holding ile Kanada-ABD menşeli SSR Mining ortaklığındaki Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni AKP sisteminin çok daha içinde. İliç’ten gelen kazanç ile sürekli zarar eden TTK madenleri arasında mukayese yapmak bile imkansız. Benzer bir karşılaştırma, eski dünyanın bir kalıntısı olarak görülen TTK ile AKP makinasının imar ayağında önemli yer tutan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı arasında da yapılabilir. Mecliste kurulan bir komisyon TTK için söylenenleri, İliç’teki felaketin her yerinde ismi yazan Bakanlık için dile getirebilecek mi? Ya da komisyonun madenlerle ilgili asıl merci olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sorumluluklarını ortaya koyması mümkün olabilecek mi?

 22 milletvekilinden oluşan araştırma komisyonuna AKP Antalya Milletvekili Atay Uslu başkanlık ediyor. Son yıllardaki diğer TBMM komisyonlarından farklı olarak, komisyonun idaresinde CHP’li bir milletvekilinin görev yapması, kimilerince siyasetteki yumuşamanın bir yansıması olarak algılanıyor. Çöpler Altın Madeninin kurulu olduğu Erzincan’da da büyük nüfuzu olan Mustafa Sarıgül, komisyonun katip üyesi. Komisyondaki sandalye dağılımı elbette meclis aritmetiğiyle paralel fakat CHP’nin komisyonda görevlendirdiği Mustafa Sarıgül, Deniz Yavuzyılmaz ve Gamze Taşçıer gibi isimler, komisyonun CHP tarafından daha ciddiye alındığı kanısını uyandırıyor.

 Resmi açıklama: ‘İliç’in yüzde 85’i geçimini madenden sağlıyor’

 Pazartesi gece Ankara’dan Erzincan’a hareket eden TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu Erzincan’daki faaliyetlerine, Salı sabahı Erzincan Valiliğine yaptığı ziyaretle başladı. Kısa süre sonra Komisyon, Vali Hamza Aydoğdu’nun sunumu için AFAD Erzincan il binasına geçti.

 13 Şubat 2024’teki yığın liçi kayması sonrasındaki çalışmaları özetleyen Vali Aydoğdu bazı şaşırtıcı bilgiler de verdi. Aydoğdu sunumunda, İliç’te Anagold Madencilik için çalışan 2.700 kişi olduğunu söyledi. Şirketin kendi kadrosunda ve taşeronları bünyesindeki toplam çalışan sayısının bundan daha az olduğu zannediliyordu; Vali Aydoğdu gelen sorular üzerine, 2.700 sayısının şirketin hizmet alımı yoluyla ilişkilendiği kişileri de kapsadığını söyledi. Valinin sunumunda, İliç halkının yüzde 85’inin gelir kaynağının maden olduğu belirtildi. İliç’i ziyaret eden herkes, bu oranın ne kadar yüksek olduğunu herhangi bir dükkana girerek, rastgele bir kahvehanede yarım saat geçirerek görebilir. Ancak bu oranın Vali tarafından açıklandığı kadar yüksek olması, sunumu dinleyen herkesi şaşırttı.


 Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu’nun Komisyona yaptığı sunum (Fotoğraf: Doğu Eroğlu)

 Vali Aydoğdu, 13 Şubat günü ve sonrasındaki süreci şöyle özetledi:

 Oraya gittiğimizde firma krizin şokunu yaşıyordu. Devlet olarak otoriteyi sağladık, yetkili kişileri çağırdık. Kayıp işçileri belirledik. Süreç boyunca kurumlar arasında koordinasyonsuzluk olmadı. 2022 yılında yaşanan olaydan [Siyanür sızıntısı] dolayı insanlarda ve kamuoyunda bir önyargı oluşmuş. Bunu da kabul etmek gerekiyor.

 Bu fabrika [Altın madeni ve işleme tesisleri] bizim değil. Devlet olarak fabrikanın sahibi değiliz. Ölçüm sonuçlarını açıklayıp ‘siyanür yok’ demeye korkar olduk. Böyle deyince sosyal medyada büyük bir tepkiyle karşılaşıyoruz.

 Diğer kayıplarımıza 20 gün içinde ulaşacağımızı ümit ediyorum. Çok yoğun bir çalışma var. Bütün araçlarımız var gücüyle çalışıyor ve bazı günler 60 bin metreküpe yakın toprak kaldırılıyor alandan. 20 gün ya da bir ay içinde sonuç alınacağını ümit ediyorum.

 Valilik tabii olarak, yığın liçi altında kalmış işçilere ulaşılmasını önceliklendirmiş. Komisyon ise daha geniş bir fotoğrafı görmeye çalışıyor. İliç Maden Kazasının tüm yönleriyle araştırılması ve benzer kazaların önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi; Komisyon Başkanı Atay Uslu bütün açıklamalarında bu amacın altını ısrarla çiziyor.

 Komisyondaki partilerin öncelikleri farklı

 Ancak Komisyondaki üye milletvekillerinin farklı önceliklere sahip olduğu, Vali Aydoğdu’ya yönelttikleri sorulardan anlaşılıyor.

 Komisyondaki AKP’li ve MHP’li vekillerin önceliği yaşamlarını yitirdikleri artık kesinleşen kayıp işçilerin yığın liçinden çıkarılması. Komisyon üyelerinin soruları genellikle arama çalışmaları etrafında şekilleniyor.

 Hatta bir AKP’li vekil, Vali Aydoğdu’nun “Cenazelere 20 gün ya da bir ay içinde ulaşmayı hedefliyoruz” ifadeleri üzerine söz alıp, bunu müjdeli bir haber olarak yorumladı.

 Madenin kayıplar bulunmadan çalışmaya başlaması mümkün değil. Ancak tüm kayıp cenazelere ulaşılırsa kayan liç yığını alandan tamamen kaldırılabilecek. Vadi tabanına dolup işçilerin ölümüne yol açan cevher yığınlarının geçici ya da kalıcı depolama alanlarına alınması tartışılıyor. Bir yandan da yığın liç alanının tekrar inşa edilmesi için planlamaların yapıldığı muhakkak. Bu ihtimallerin somut olarak değerlendirilebilmesi için kayıpların yığından çıkarılması ve Sabırlı Deresi üzerine akmış cevherin kaldırılması şart. Diğer bir deyişle, kayıp işçilerin cenazeleri ailelerine teslim edilmeden maden şirketi önünü göremiyor.


 Komisyon ile Erzincan Valisi Aydoğdu’nun AFAD önünde yaptığı açıklama (Fotoğraf: Doğu Eroğlu)

 Cenazelerin bulunamadığı her gün, Afşin-Elbistan’daki Çöllolar kömür sahasındaki felaket akla daha çok geliyor. 10 Şubat 2011’deki şev kaymasında 50 milyon metreküplük yığın altında kalan 10 kişiden sadece birinin cenazesine ulaşılabilmişti. Aradan 13 yıl geçmesine karşın ulaşılamayan cenazeler, Çöllolar’daki madencilik faaliyetlerini de durdurdu. Yani arama faaliyetlerine yoğun ilgi gösterilmesi ve aslında İliç’teki facianın sorumlularının tespitini amaçlayan komisyonda asıl olarak arama faaliyetleriyle ilgilenen milletvekillerinin varlığı, Çöpler’in yeni bir Çöllolar olmasından endişe duyulduğunu hissettiriyor.

 

 AKP ve MHP dışında kalan partilerden komisyona katılan milletvekillerinin ilgisiyse madendeki felakete yol açan ihmalleri, denetim eksikliklerini, felaketin gerçek sorumlularının kimler olduğunu anlamaya uğraşıyor.

 Komisyonun neredeyse tüm üyeleri, yazacağımız rapor tarihe geçsin, Türkiye’de bir daha bu tip maden kazaları yaşanmasın diye temennilerde bulunsa da, komisyon raporunun yasama üzerinde bu tip bir kesin bağlayıcılığı bulunmuyor. Ancak komisyon kendisine tanınan yetkileri etkin biçimde kullanabilirse, felakette payı olan tüm kurumlardan ifade alıp bilgi ve belgeye ulaşabilir ve sorumluları önemli ölçüde belirleyebilir.

 Vali Aydoğdu: Liç konusunda kazadan önce bize şikayet gelmedi

 Vali Aydoğdu kendisine yöneltilen denetim ve izin konusundaki sorulara, “ÇED sürecine görüş sunan resmi kurumlar aslında maden projesine onay vermiş olmuyor. Kendi görüş alanlarındaki konular hakkında, yetki ve sınırları içinde görüşleri soruluyor. Projenin onaylanması konusunda yetki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile [madencilik yönünden] Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında” yanıtını verdi. Yine Komisyondan yöneltilen sorular üzerine Vali Aydoğdu,  13 Şubat 2024’teki felaket öncesinde kendilerine madendeki yığın liçi hakkında yapılmış herhangi bir şikayet ya da ihbar olmadığını belirtti.

 Madenin planlarının onaylanması konusunda nihai sorumluluk elbette Bakanlıklardan ancak denetim konusunda yerel idarenin yeterince titiz davranıp davranmadığı tartışmalı. Zira 21 Haziran 2022’de yığın liçine giden siyanür borusu patlamış ve maden 88 gün kapalı kalmış, 13 Şubat 2024’teki yığın liçi kayması sonrasındaysa, 27 Mart 2022 tarihinde yığın liçinde bir başka kayma olayı yaşandığı anlaşılmıştı. Yani madende bir şeylerin ters gittiği çok açık.

 Yığın liçinde Faz-5 tartışması: Kapasite fazlası cevher serildi mi, serilmedi mi?

 İliç için kurulan komisyon şimdiye dek beş defa toplandı. Bu toplantılarda en yoğun tartışma yaşanan konu, madendeki üretim kapasitesinin aşılıp aşılmadığıydı.

 Çöpler Altın Madenindeki yığın liçi, yani yeraltından çıkarıldıktan sonra ufalanıp siyanür solüsyonuyla altın tanelerini ayrıştırmak için araziye serilmiş cevherin oluşturduğu yapı, inşa edilmiş dört katmandan oluşuyordu. Bu katmanlar ya da altın madenciliği dilinde fazlar, onaylanan ÇED Raporu uyarınca inşa edildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının onayladığı kapasite artışı projesi ise inşa edilmiş bu dört faza iki faz daha eklenmesini öngörüyor. Madenin üretim kapasitesini artıracak bu yeni projeyle, inşa edilmiş ilk dört faza, Faz-5 ve Faz-6’nın da eklenmesi planlandı. Ancak Faz-5 ve Faz-6 için Bakanlıktan onay çıktıysa da bu genişleme projesinin inşaatına facia öncesinde başlanmadı.


 Çöpler Altın Madeni İkinci Kapasite Artırımı projesinden

 Yığın liçine yasal olarak dört fazda 58 milyon ton cevher yığma izni olan Anagold, aldığı kapasite artırım onayıyla bu miktarı 85,3 milyon tona yükseltti. Ancak yığın liçindeki kapasite artışını sağlayacak Faz-5 ve Faz-6 inşaatlarına facia öncesinde henüz başlanmamıştı. Oysaki Komisyona sunum yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkililerine göre, felaketten önce yığın liçinde bulunan cevher miktarı 68 milyon tona ulaşmıştı. Yani, yığın liçinde bulunması gerekenden 10 milyon ton daha fazla cevher depolanmıştı.


 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkililerinin Komisyona yaptığı sunumdan bir görüntü

 Anagold yetkilileri henüz Komisyonda dinlenmedi, dolayısıyla 10 milyon tonluk fazla cevhere şirketin nasıl bir açıklama getireceği henüz bilinmiyor. Fakat bu tartışmanın yankıları hem Vali Aydoğdu’nun AFAD’da yaptığı sunumda hem de Komisyonun Çöpler Altın Madenine gerçekleştirdiği ziyarette ortaya çıktı.

 İlk karmaşa, Vali Aydoğdu’nun sunumu sırasında, madenle ilgili yaptığı değerlendirmelerde iki defa Faz-5 tabirini kullanmasıyla ortaya çıktı. Komisyonun CHP’li üyelerinden Deniz Yavuzyılmaz, madende Faz-5 bulunmadığını söyledi ve Vali Aydoğdu’nun bu ifadesine açıklık getirmesini istedi. Önce sunumun yapıldığı salonda bulunan bazı yetkililer, Faz-4A ve Faz-4B diye Vali Aydoğdu’ya seslendi, ardından Vali Aydoğdu madendeki fazların doğru isimlerinin Faz-4A ve Faz-4B olduğunu kabul etti ve kendi tabirini düzeltti.

 Valinin sunumu sonrasında İliç’e hareket eden ve Çöpler Altın Madeninde yığın liçi kaymasının yaşandığı bölgeye gelen Komisyon, benzer bir tartışmayı burada da yaşadı. Anagold ve Çiftay firma yetkilileri ile AFAD uzmanları, ellerindeki bir haritada üzerinden Komisyona madendeki faciayı ve sonrasında yapılanları anlatmaya koyuldu. Sunumda kullanılan bu haritada da yığın liçi üzerindeki katmanların Faz-4 ve Faz-4B olarak işaretlendiği görüldü.


 Madendeki incelemede, şirket yetkilileri ve AFAD’ın Komisyona bilgi verdiği anlar (Fotoğraf: Doğu Eroğlu)

 ÇED Raporlarında yığın liç sahasında bu isimde katmanlar yer almadığını söyleyen CHP’li Yavuzyılmaz, Faz-4A ve Faz-4B gibi farklı bir isimlendirmeye neden ihtiyaç duyulduğunu sorduysa da şirket yetkilileri bu konuda tatmin edici bir yanıt veremedi.

 Yavuzyılmaz, madende kapasitenin üzerinde cevher üretildiğini ve yığın liçinde taşıma kapasitesini aşacak ağırlıkta yükleme yapıldığını düşünüyor. Madendeki haritada resmi belgelerdekinin aksine, Faz-4’ün Faz-4A ve Faz-4B gibi sektörlere ayrılmasının, aslında fazla üretimi gizleme çabasından kaynaklanıyor olabileceği tahmininde bulunuyor.


Firma yetkililerinin bilgi verirken kullandığı haritada Faz-4 ve Faz-4B ibareleri görülüyor (Fotoğraf: Doğu Eroğlu)

 Deniz Yavuzyılmaz’a, tüm statik projeleri 58 milyon ton ağırlığında cevher taşıyabilecek biçimde hazırlanıp inşa edilmiş yığın liçine Anagold’un ek yükleme yapmaya nasıl cesaret ettiğini soruyorum. Yavuzyılmaz, “Dünyada altın fiyatları tarihi bir seviyeye yükselmiş durumda. Yeni fazların inşaatları bitene kadar üretimi askıya almak istemedikleri anlamı çıkıyor” diye yanıtlıyor.

 İTÜ’lü maden mühendisleri: Madende tasarım hatası olması mümkün

 Yığın liçinin bir kısmının içine aktığı manganez ocağı diye anılan cevher sahası, yığın liçinin kayan kısmının en iyi gözlemlenebileceği bölgeler ile faciadan sonra yığın liçindeki siyanürün Bağıştaş Barajına ulaşmasını engellemek için inşa edilen sedde incelendikten sonra, Anagold şantiyesindeki bir konferans salonunda Komisyon ve İTÜ’lü maden mühendisleri günün son toplantısı için buluşuyor.



Yığın liçinin Sabırlı Deresi üzerine döküldüğü nokta (Fotoğraf: Doğu Eroğlu)

 Yığın liçinin çökmesi sonrasında, arama-kurtarma çalışmalarıyla birlikte çözülmesi gereken en büyük sorun, vadiye dolan cevher yığınlarının döküleceği ya da depolanacağı alanların tespitiydi. Facia sonrasında devreye giren İTÜ Maden Mühendisliğinden bilim insanları öncelikle bu sorunu çözmek için çalışmalar yaptı. Facianın gerçekleştiği alanda, dokuz işçinin altında kaldığı cevher temizlenerek seçilen alanlara, yani ana ocağa ve mermer ocağı olarak tabir edilen cevher ocağına taşındı. Bu alanlara önce en az bir metre kalınlığında kil katmanlar serilerek geçirimsizlik oluşturuldu ve siyanür kirlenmesinin geçici depolama alanlarında yeraltına karışmasının önlenmesi hedeflendi. Arama çalışmaları için geçici depolama alanlarına taşınan cevherin kalıcı olarak depolanması çalışmaları şimdilik planlama aşamasında.

 İTÜ’lü maden mühendisleri, madenin yapısını çalışırken karşılarına çıkan verilerden hareketle, facianın olası sebepleri hakkındaki öngörülerini de paylaştılar. Maden mühendisleri, Çöpler Altın Madeni yığın liçi alanı planlanırken tasarım hatası yapılmış olabileceği üzerinde durduklarını belirtti.

 Yığın liçi sahasının planlarını gördüğünü söyleyen bir maden mühendisi, Deniz Yavuzyılmaz’ın “Tasarımda hata olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Bunu söylersem kayıtlara geçer. Burada geçirdiğimiz vakitte başka sorunları çözmeye odaklandık. Facianın sebeplerini a’dan z’ye çalışmış değiliz ama bazı fikirlerim var…”


Yığın liçinin bir bölümünün döküldüğü manganez ocağı diye tabir edilen cevher sahası (Fotoğraf: Doğu Eroğlu)

 Felakette hayatını kaybeden Yıldız’ın yakınları: Bu nasıl denetim?

 Komisyon üyeleri, Erzincan ziyaretinin ikinci gününde, faciada yaşamını kaybeden işçilerin aileleriyle bir araya geldi ve İliçli vatandaşlarla görüşmeler yaptı.

 Birçok vatandaş milletvekillerine, şirketin uygulamalarına karşı halktan yana olmaları gerektiğini söyledi. İliçli bir vatandaşın sözleri, neredeyse tamamı madende çalışan ya da dolaylı olarak madenden gelir elde eden İliçli vatandaşların durumunu özetler nitelikteydi: “Madende çalışanlar koşullarla ilgili ya da uygulamalar hakkında itirazda bulunduğunda maden yetkilileri, kanunda ne yazıyorsa onu harfiyen uyguluyoruz diyordu. Ama olan buranın halkına oldu. Bize sahip çıkın.”

 Cenazesine geçtiğimiz ay ulaşılan işçilerden Uğur Yıldız’ın ailesi ise komisyon üyelerine, Yıldız’ın madende çalışmak istemediğini ancak kıdem tazminatından mahrum kalmamak için işten ayrılamadığını anlattı.

 Komisyondaki vekillerden birinin, “Sosyal Güvenlik Kurumu sizle temas kurdu mu? Maaş bağlandı mı?” diye sorması üzerine Yıldız’ın yakınları, “Önceliğimiz o değil. Siz madendeki ihmalkarlığı araştırın” yanıtını verdi.

 Uğur Yıldız’ın annesi Şengül Yıldız, “Madende sorun yaşıyorduysa [Uğur] bize hiçbir şey yansıtmadı. ‘Anne çıkacağım işten, tazminatımı bekliyorum’ diyordu. Maden neden denetlenmedi? Denetlendi de rüşvet mi alındı? Denetlendiyse nasıl bunlar oldu? Çocuklarımızı nasıl ölüme gönderdiler?”

 Komisyonun çalışmalarını yaklaşık iki ay daha sürdürmesi, bilim insanlarıyla gerçekleştireceği oturumlardan sonra çok geçmeden maden yetkililerini de dinlemesi bekleniyor.

 Komisyonun hazırlayacağı raporun Türkiye’deki altın madenciliğini kökünden değiştirip değiştiremeyeceğini kestirebilmek zor ancak 13 Şubat 2024’te meydana gelen, dokuz işçinin hayatına mal olan facianın sorumlularını belirleyebilmek için ümit vaat eden adımlar atıldığını söylemek mümkün.


 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir